• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

WWW.KEVSERHAVUZU.COM

İSLAMI TANIYALIM

İSLAMI TANIYALIM

Bugünkü sohbetimizde İslam Peygamberi'nin –s– Medine'ye hicreti ve bu kentte İslamî toplumun temellerini atarak pekiştirmesini ele almak istiyoruz.
Geçen bölümde İslam Peygamberi'nin –s– Mekke'den Medine'ye hicret ettiğini ve Mekke'den ayrılarak ilkin Sevr mağarasına saklandığını anlattık. Allah Resulü –s– ve beraberindekiler Mekke'den çıktıktan sonra 12 Rebiülevvel tarihinde Medine'nin 11 kilometre uzağında Kuba adında bir köye vardılar. Bu köy, Amro bin Auf oğulları aşiretinin merkeziydi. Allah Resulü –s– burada bir kaç gün kaldı ve Hz. Ali'nin –s– Mekke'den gelmesini bekledi. Hz. Ali –s– Resulullah'ın –s– talimatı üzerine aralarında Allah Resulü'nün –s– kızı Hz. Fatıma –s– ve kendisinin annesi Esed kızı Fatıma'nın da bulunduğu bazı Mekkeli Müslümanlarla birlikte bir kaç gün sonra İslam Peygamberi'ne –s– ulaştı ve o hazretin mutlu olmasına vesile oldu.


İslam Peygamberi'nin –s– Kuba köyünde yaptığı icraattan biri, bir cami inşaatıydı. Rivayetlere göre o hazret bizzat ve kendi mübarek elleriyle cami inşaatına ortaklık etti ve büyük taşları tek başına taşıdı. Sahabe Resulullah'ın –s– bu tür ağır işleri yapmasını engellemek istediğinde ise Allah Resulü –s– şöyle karşılık verdi: Ben şahsen bu camiyi inşa etmek istiyorum.
Bazı müfessirler bu cami aslında Kur'an'ı Kerim'in Tevbe suresinin 108. Ayetinde işaret edilen cami olduğunu söylüyor:
... Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durman daha uygundur. Onda, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever.


Sonunda ve Hz. Ali –s– Kuba köyüne geldikten bir veya iki gün sonra Allah Resulü –s– ve beraberindekiler o günlerde Yesreb olarak anılan Medine kentine doğru yola çıktı. Medine halkı İslam Peygamberi'nin –s– kentlerine geldiğini duyunca çok mutlu oldu. Medine halkı üç yıldır İslam dinini benimsemiş ve peygamberine iman etmişti.
Medineli gençler İslam'ı ve programlarını merak ediyor ve Medine ortamını şirk ve putperestlikten arındırmak için büyük çaba sarf ediyordu. Medine halkı Resulullah'ı –s– taşıyan deveyi uzaktan görünce o hazreti karşılamaya gitti. Allah Resulü –s– Medine'ye geldiğinde tüm aşiretlerin liderleri o hazreti kendi aşiretine davet etti. Fakat Resulullah –s– üzerine bindiği deveye yol açmalarını istedi ve deve hangi evin önünde duracak olursa orada ikamet edeceğini buyurdu. Sonunda deve Ebu Eyyüb Ensari'nin evinin önünde diz çöktü ve böylece Ensari, Resulullah'a –s– ev sahip yapma onuruna kavuştu. Allah Resulü Medine camii ve çevresindeki ikamet mekanları inşa edilene kadar Ebu Eyyüb Ensari'nin evinde ikamet etti.


İslam Peygamberi'nin –s– Medine'de en önemli icraatından biri cami inşa etmekti. Tevhid meselesi İslam Peygamberi'nin –s– programlarının başında yer aldığından, o hazret her şeyden önce bir cami inşa etmeye ve böylece Müslümanların Allah tealaya ibadet etmelerine uygun bir mekan hazırlamaya karar verdi. Öte yandan Müslümanların da eğitim almak ve siyasi, sosyal ve yargı işlerine çeki düzen vermek için umumi bir mekana ihtiyaç duyuyordu ve böylece Medine camii inşa edildi. Buna göre Mescid-i Nebi sadece Allah'a ibadet etme yeri değildi ve aynı zamanda bu mekanda İslamî maarif ve ahkam öğretiliyordu ve hatta okuma yazma öğrenmek için de önemli bir merkezdi.
Medine camii bazen bir edebiyat merkezine dönüşüyordu ve eserleri İslam ruhuna ve talim terbiye sistemine uygun olan Arap dünyasının büyük konuşmacıları ve yazarları burada şiirlerini ve yazılarını Resulullah'ın –s– huzurunda kıraat ediyordu.
Yargı işleri ve insanların arasındaki anlaşmazlıkları ve husumetleri gidermek ve suçların hakkında ceza kararı vermek de bu camide gerçekleşiyordu. Bundan başka Allah Resulü –s– hutbelerini de burada okuyordu.
Aslında bu cimade sosyal ve dini işlerin bir arada yürütülmesinin bir sebebi, Resulullah'ın –s– Müslümanlara ilim ve imanlarını birlikte ilerletmelerini pratikte göstermek istemesiydi, öyle ki neresi iman merkezi ise, ilim ve bilim merkezi de olmalıydı. Öte yandan camide yargı işlerine ve sosyal hizmetlere bakılması ve diğer kararların da alınması, herkese İslam dininin insanların güncel yaşamlarına yabancı olmadığını, İslam dini insanları iman ve takvaya davet etmenin yanında insanların güncel işleri ve siyasi ve sosyal durumları ile de ilgilendiğini göstermek içindi.


Medine'de Müslümanların bir araya gelmesi, Allah Resulü'nün –s– görevinde ve risaletin de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Allah Resulü –s– Medine'ye hicret etmeden önce dini tebliğ eden bir insan olarak sürekli insanların kalbini fethetmeye ve İslam dinini yaygınlaştırmaya çalışıyordu. Ancak o hazret Medine'ye yerleştikten sonra usta bir politikacı gibi İslam'ı ve Müslümanların ve yeni yeni kurulan İslam hükümetini koruması ve iç ve dış düşmanlara Müslümanların toplumuna ağır darbeler indirmemesi için çaba harcaması gerekiyordu. Gerçi bu arada Resulullah'ın –s– ve Müslümanların karşısında ciddi sorunlar ve engeller de vardı. Örneğin Kureyş müşrikleri ve o dönemde Hicaz yarımadasında yaşayan tüm putperestler ve Medine'nin içinde ve çevresinde yaşayan Yahudi aşiretler servetleri ve diğer imkanları ile beraber İslam'a karşı tehdit oluşturuyordu.
Öte yandan muhacirler ve ensar farklı ortamlarda ve farklı şartlar altında yetişen insanlar ve bu yüzden fikri ve kültürel gibi açılardan birbirinden farklı toplumlardı. Yine Medine'de Us ve Hazrec aşiretleri Allah Resulü –s– Medine'ye hicret etmeden önce uzun yıllar birbirine düşmanlık gütmüş ve anlaşmazlık içinde yaşımışlardır.


Tüm bu sorunlar İslam'ı ve yeni kurulan hükümeti tehdit eden etkenlerdi. Buna karşın Allah Resulü –s– bu tehditleri akılcı tedbirleri ile bertaraf etti. İslam Peygamberi'nin –s– Medine'de yüce Allah'ın emri üzerine yerine getirdiği uygulamalardan biri muhacirler ve Ensar arasında kardeşlik anlaşması yapmaktı. Muhacirler, Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlar ve Ensar da Medineli Müslümanlardı.
Bir gün Allah Resulü –s– büyük bir kalabalığı oluşturan Müslümanlara hitaben şöyle buyurdu: ikişer ikişer birbirinizle din kardeşi oluyorsunuz.
İbni Huşam gibi tarihçiler o gün birbiriyle kardeş olanların adlarını kayda geçirdi. Allah Resulü –s– bu planı uygulayarak Müslümanların arasında siyasi ve sosyal vahdeti inşa etti.


Rivayetlere göre kardeşlik anlaşması planı tamamlandığı sırada Hz. Ali –s– gözleri yaşlı Resulullah'ın –s– huzuruna çıktı ve şöyle arz etti: Sahabeyi birbiriyle kardeş ettiniz, ama benle başkasını kardeş etmediniz. O sırada Allah Resulü –s– Hz. Ali'ye –s– döndü ve şöyle buyurdu: Sen dünya ahiret benim kardeşimsin. Beni insanları hidayete erdirmek üzere mebus eden Allah'a and olsun ki senin kardeşlik işini ertelettim ki sonunda ben seninle kardeş olayım. Sen benim için, Harun Musa için neyse, osun. Aradaki fark şu ki, benden sonra başka peygamber yok ve sen benim kardeşim ve varisimsin.


Kardeşlik anlaşması, Allah Resulü'nün o çağda cahiliye ilkelerini bozması için etkili bir yöntemdi. Bu anlaşma Müslümanların arasında sosyal ve siyasi vahdetin inşa edilmesi ve etnik anlaşmazlıkların ve bağnazlıkların reddedilmesi açısından çok önemliydi. Bu anlaşma İslam Peygamberi'nin –s– Allah'a iman ekseninde yeni bir sosyal düzen yaratma çabasının işaretiydi. Bu anlaşmanın sayesinde ondan sonra Müslümanların arasında kardeşlik ve dostluk bağları daha da güçlendi.
İslam Peygamberi –s– İslam toplumunda vefak yaratmak için o dönemin etnik bağlar gibi mevcut kabiliyetlerini İslam'ın belirlediği hedeflerin istikametinde değerlendirdi ve tek ve bütün halinde bir ümmet yarattı.
İslam Peygamberi ayrıca kendisi ile Müslümanların arasında da bir kaç maddelik bir anlaşma gerçekleştirdi. Bu anlaşmaya göre Müslümanlar tek bir ümmeti oluşturuyordu ve o dönemin yeni yeni kurulan İslamî toplumunda bu anlaşmanın maddelerine bağlı kalmaları gerekiyordu.


Ve işte böyle, Allah Resulü'nün –s– Medine'ye hicreti İslam tarihinin başlangıcı oldu ve İslam dininde yeni bir dönemi başlattı. Bu uygulamaların ardından Medine'de Resulullah'ın –s– hareketi başladı ve çağırısı ev ev ilerledi ve yayıldı ve kökleri yayarak toplumu geliştirdi.
İslam Peygamberi'nin mantığı, açık delilleri ve yüce tedbirleri o dönemin toplumuna hakim olan yanlış gelenekleri ve sosyal ve ahlaki ve fikri yapıları altüst etti. Allah Resulü –s– Medine'yi hızla dini, sosyal ve siyasi bir üs haline getirdi ve İslam dinini bu noktadan bütün dünyaya yaymaya başladı. İslam Peygamberi –s– Medine'den inancını tüm dünyaya sundu ve tüm insanları İslam tealimine davet etti. İslam dini o dönemin büyük devletlerine kadar yayıldı ve rahmet ve bereket yağmuru gibi gönülleri yıkadı ve arındırdı. İslam dini geniş kapsamlı bir hareketti ve insanların yaşamının tüm boyutlarını sararak insani kavramlarda ve değerlerde derin bir inkılap yarattı.015



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
109 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın